21 Ekim 2012 Pazar

AYNALAR NASIL YAPILIYOR ÜRETİMİ VİDEO İZLE

AYNALAR NASIL YAPILIYOR ÜRETİMİ FABRİKA NEDEN YAPILIR AYNA NEDİR YAPIMI VİDEO İZLE




19 Ekim 2012 Cuma

HAZRET-İ İSA (A.S) GELİNCE HERKES ONU TANIYACAKMIDIR ?

HAZRET-İ İSA (A.S) GELİNCE HERKES ONU TANIYACAKMIDIR ?


Hazret-i İsa (as) gelince herkes onu tanıyacak mıdır?
Hazret-i Îsâ’nın (as) âhirzamanda gökten inişi hususunda güvenilir hadis kaynakları sahih hadislerle dolu. Meselâ, Buhârî’de ve Tirmizî’de Ebû Hüreyre (ra) rivâyetiyle Resûl-i Ekrem Efendimiz’in (asm), “Hayatım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, Meryem oğlu Îsâ inecek, aranızda amel edecek, âdil bir hâkim olarak Salîb’i (hurâfelerle doldurulmuş Hıristiyanlığı) kıracak.” 1 buyurduğu; yine Buhârî’de, Ebû Hüreyre (ra) rivâyetiyle Peygamber Efendimiz’in (asm); “Meryem oğlu Îsâ (as) gökten sizin yanınıza indiği ve imamınıza uyduğu zaman bakalım nasıl olursunuz?” 2 buyurduğu zikredilir.


Müslim’in ise konu ile ilgili olarak Îmân bölümünde, “Meryem oğlu Îsâ’nın (as) Peygamberimiz Hazret-i Muhammed’in (asm) şerîâtı ile hükmedici olarak inmesi bâbı” başlığı ile ayrı bir bab açtığını görürüz. Burada yukarıda Buhârî’den aldığımız her iki hadis-i şerif yer almakla berâber konuyla ilgili başka rivâyetler de yer almaktadır.


Bu rivâyetlerin hak ve hakîkat olduğunda şüphe olmadığını haber veren Üstad Bedîüzzaman Saîd Nursî Hazretleri, Hazret-i Îsâ’nın (as) inişi ile ilgili rivâyet ve haberleri sosyal olayların seyri ile yorumlar ve bu seyri en az üç yüz yıllık bir zaman dilimine yayar.


Şüphesiz Cenâb-ı Hak Hakîm’dir ve hikmetle iş yapar. Bu hadisler, Hazret-i Îsâ’nın (as) gökten inip, akşamdan sabaha deccalı ve komitesini etkisiz bırakacağı... vs gibi teklif sırrına aykırı biçimde yorumlanmamalı. Hazret-i Îsâ (as) mademki gökten inecek; bu iniş kendi dininin hurafelerden arınması ve Allah’ın son dini olan İslâmiyet’le barışması gibi bir büyük tecelliye vesile olacaktır.


Bu vesilelik durumu da öyle akşamdan sabaha değil; Allah’ın Hakîm ve Fâtır isimlerine uygun biçimde, olayların fıtrî olarak yaşandığı sosyal bir süreçte vaki olacaktır. Yani hiç şüphesiz teklif sırrına uygun olacaktır.


İşte Bediüzzaman Hazretleri, Hazret-i Îsâ’nın (as) gökten inişi ile ilgili hadisleri böyle bir çerçeve içinde yorumluyor. Meselâ, Bedîüzzaman’a göre, bin yedi yüzlü yıllarda Avrupa’da Katolik mezhebine ve uygulamalarına karşı halkın ilim adamlarıyla, düşünürleriyle, aydınlarıyla birlikte ayaklanması ve ilme, akla, düşünceye, 


hürriyete ve insan haklarına daha eğimli ve yaklaşımlı olan ve Tevhid inancına bir adım yaklaşmış bulunan Protestanlık mezhebinin doğması ile sonuçlanan olaylar, âhirzamanla ilgili hadis-i şerif haberlerinin gerçekleşmeye başladığı olaylardır.


Nitekim Katolik mezhebinin marifeti olan ve Hıristiyanlar içinde yüz yıllarca süren kanlı iç savaşlara sebep olan katı “ruhbanlık” kurumunun aforozlarla (dinden çıkarmalarla), günah çıkartmalarla, ilmi, aklı ve düşünceyi mahkûm eden anlayışıyla kendi dindaşına dünyayı cehenneme çeviren uygulamaları Protestanlık mezhebiyle ortadan kaldırılmış; 


akla, ilme ve düşünceye imkân tanınmış, her bir kulun Allah’a aracısız ve doğrudan ulaşabileceği anlayışı getirilmişti. Şüphesiz bu yeni anlayışı ile Hıristiyanlık Tevhide doğru bir adım atmış oluyor ve Hazret-i Îsâ’nın (as) inişi ile ilgili haberleri doğrulayan olaylar zinciri de böylece başlamış oluyordu.


Üstad Saîd Nursî Hazretleri “Nasrâniyet (Hıristiyanlık), ya intifâ (sönecek) veya ıstıfâ edip İslâmiyet’e karşı terk-i silâh edecektir. Nasrâniyet birkaç defa yırtıldı, Protestanlığa geldi. Protestanlık da yırtıldı, Tevhîde yaklaştı. Tekrar yırtılmaya hazırlanıyor. Ya intifâ bulup sönecek veya hakîkî Nasrâniyetin esâsını câmi olan hakâik-i İslâmiyeyi karşısında görecek, teslim olacaktır. İşte bu sırr-ı azîme Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm işâret etmiştir ki: ‘Hazret-i Îsâ nazil olup gelecek, ümmetimden olacak, şerîatımla amel edecektir.’ 3 ifâdeleriyle ve, ‘Prutluğa (Protestanlığa) tâ geldi.


Prutlukta (Protestanlıkta) görmedi ona salâh verecek. Perde yine yırtıldı, mutlak dalâle düştü. Bir kısmı lâkin bâzı yakınlaştı Tevhîde; onda felâh görecek.” 4 ifâdeleriyle yırtılan Hıristiyanlığın bir kısmından dalâlet çıktığını, yani Sosyalizm, Freodizm, Ateizm, Komünizm gibi akımların türediğini, fakat bu akımlar kayıtsız-şartsız dalâlet olduğundan, insanoğluna kurtuluş vermeyeceğini; 

bir kısmının ise Tevhîde yaklaştığını, gerçek kurtuluşu Tevhîd’de ve İslâmiyet hakîkatlerine teslim olmakta bulacağını; böylece de bu olayların Hâtemü’l-Enbiyâ olan âhirzaman Peygamber’inin (asm) haberlerini doğrulayacağını bildiriyor.


Nitekim günümüz dünyasında artık, merhum Cemil Meriç’in “deli gömlekleri” diye nitediği “izm”lerin güç ve kudretinden eser kalmadığı gibi; Batıda ve Hıristiyanlar içinde Allah’ın Tevhîd dini olan İslâmiyet’e büyük bir yönelişin başladığını, Hıristiyanların da bu yönelişi normal karşıladığını, hattâ İslâmiyet’in Avrupa’nın yeni dîni olarak tecellî etmeye başladığını Allah’ın lütfu ile görmekteyiz.


Üstad Bedîüzzaman’a göre, kendi dinini iki bin yıllık hurafelerden ve batıl inançlardan arındırmak hikmetiyle nüzul edecek olan Hazret-i İsa (as) geldiğinde herkes onun hakikî İsa olduğunu tanımayacaktır. Sadece onun manevî yakını olan kâmil iman sahipleri iman nuru ile onu bileceklerdir.

Dipnotlar:

1- Buhârî, 6/1018; Tirmizî, Fitne, 44;

2- Buhârî, 9/1406;

3- Mektûbât, s. 454; Hutbe-i Şamiye, s. 103;

4- Sözler, s. 643 ;

5- Mektûbât, s. 61.

16 Ekim 2012 Salı

HZ.EBUBEKİR ( RA ) HİKMETLİ GÜZEL SÖZLERİ

HZ.EBUBEKİR ( RA ) HİKMETLİ GÜZEL SÖZLERİ 

Seyh Sibli (RA) Hz.leri buyurdu ki: “Bütün Hadis-i Serif’lerden bir tanesini seçip kendimi ona uydurdum. Seçtigim Hadis-i Serif sudur: Peygamberimiz (SAV) bir sahabiye söyle buyuruyor: ‘Dünya için, dünyada kalacagin kadar çalis. Ahiret için, orada sonsuz kalacagina göre çalis. Allah'ü Teâlâ (CC) Hz.leri’ne muhtaç oldugun kadar itaat et, cehenneme dayanabilecegin kadar günah isle.’
.........................................
Ebu Bekir Sibli (RA) Hz.leri günes batarken günesin sararmasina, söyle bir benzetme yapardi: “Tipki mü'min de böyledir. Dünyadan göçecegi zaman, varacagi makam sahibinden çekindigi için, nasil karislanacagini bilmeyip, böyle sararir.”
.........................................
“Gün dogarken de, çok aydin olarak dogar. Bu da, bir mü'minin öldükten sonra kabrinden kalktiginda, yüzü günesin dogdugu gibi parlar.
..........................................
“Dünyadaki, sermayenize çok dikkat edin ve bilin ki, ahiretteki sermayeniz de bu olacaktir.”
..........................................
“Zühd, kalbi mal yerine, onu yaratanina döndürmektir.”
.........................................
“Kim Allah-ü Teâlâ (CC) Hz.leri’ni bilirse, gam ve keder içinde olmaz.”
..........................................
“Eshab-i Kiram’a (RA) hürmet etmeyen kimse, Muhammed Aleyhisselam’a (SAV) iman etmis olmaz.”
..........................................
“Sükür; nimeti degil, nimeti vereni görmektir.”
..........................................
“Allah-ü Teâlâ (CC) Hz.leri Davud’a (AS) vahy gönderdi ve: ‘Ey Davud! Zikrim zikr edenlerin, cennetim ibadet edenlerin, kafi olmakhgim tevekkül edenlerin, nimetimin çogalmasi sükür edenlerin, rahmetim iyi isler yapanlarin, ünsiyetim müstaklarin ve ben, muhiblerime mahsusum.’ buyurdu.”
.........................................
“Afiyet, dinin bid’atten, amelin afetten, nefsin sehvetten, kalbin kuruntudan kurtulmasi demektir.”
..........................................
“Muhabbet davasinda bulunup da baskasi ile mesgul olan, dost ile alay etmis olur. Muhabbet makaminda is oraya varir ki, kendinden bile habersiz olur ve hak ile bekaya kavusur. Zira O’ndan (CC) baskasinin muhabbeti kalbde olursa, tevhid ve muhabbet sirri gönül tahtasina yazilmaz.”
..........................................
“Hürriyet kalbin hür olmasindan baska bir sey degildir.”
..........................................
“Cehennemlik olmanin alameti, Allah-ü Teâlâ (CC) Hz.leri’nin rizasi için bir fakire bir parça ekmek vermemek. Fakat nefsin isteklerini tatmin etmek için, bir ziyafete yüz altin harcamaktir. Cennetlik olmanin alameti ise bunun tam tersidir.”
..........................................
“Tasavvuf tam olarak bes duyu organi günahlardan korumak, her nefes veris ve alisinda, günah islememeye dikkat etmektir.”
..........................................
“Mürid nasıl mı olur? Yalnızken de başkalarının yanında olduğu gibi...”
..........................................
“Bir sahis ne zaman mürid olabilir?” sorusuna su cevabi verdi: “Seferde ve hazarda hali hep ayni olan kimsedir. Yalniz oldugu zaman da baskalarinin yaninda oldugu zaman da ayni davranislar içinde olandir.”

 

HZ.ALİ NİN SÖZLERİ ÖĞÜTLERİ

HZ.ALİ NİN SÖZLERİ ÖĞÜTLERİ EN GÜZEL ANLAMLI SÖZLERİ

1. “Allah’a onun huzurunda veya huzuru dışında bağlılık ve haysiyetten ayrılmayın.”

2. “Ahirete yaklaşma ve dünyadan uzaklaşma duygusunu kaybetmeyin!”

3. “Dünya kayıplarında kedere düşmeyin ve daima hayır işlemeye bakın!”
4. “Zalime düşmanlık ve mazluma dostluk gösterin!”

5. “Öfke ve yumuşaklık halinizde daima hak kelimesi üzerinde durun.”

6. “Sevinçli ve gamlı zamanlarınızda iyi iş ve ölçülere bağlılık şuurunu kaybetmeyin;Ve şiddette, mülayemette sevinçte kederde Allah’tan razı olun!..”

7. “Her şey azaldıkça, ilim arttıkça kıymetlidir.”

8. “Kişi dili altında saklıdır. Konuşturunuz kıymetinden neler kaybettiğini anlarsınız.”

9. “Allahü Teala’ya yemin ederim ki, beni yalnız mü’min sever ve bana yalnız münafık buğzeder.”

10. “Cahil bilmediğini sormaktan utanmasın. Alim içinden çıkamayacağı bir meselede en iyisini Allah bilir demekten sakınmasınlar.”

11. “Kalpler kalplere benzer. Hayırlı olanı hayırla dolu olanıdır.”


12. “Öğünmeye değer şeyler güçlü akıl, utanma, nefsinden sakınma ve eğitimdir.”

13. “Sözün gümüş olsa da ey nefs! Sükut altındır.”


14. “Seviyesiz insanların bana cahilce sözlerine karşılık vermekten tiksinti duyarım.”

15. “İnsanların vefat eden akrabaya da dostları için feryatlarla ağlamalarına şaşıyorum.”

16. “Oysa ölüm bize hep eşlik etmektedir, neden cahiller de feryatla karşılanır, ölüm neden böyle şaşkınlık yaratıyor.”

17. “İnsanın dilekleri kendisine yakındır. Her şeyden çok yakın olansa ölümdür.”


18. “Kişinin yapısını oluşturan öz iyi değilse o kişinin ağzından iyi sözler çıkmaz.”

19. “Öyle bir devir ki, hiçbir arkadaşın senden hoşnut değil, Ve öyle bir devir ki hiçbir dostun sana dürüst ve gerçek dost değil.


20. “Ey karamsar; bilmelisin ki, bu devranın değişmeyen tek bir kanunu var o da değişmektir.”

21. “Mükemmel insan eksiklerini ve kusurlarını bilendir.”


22. “Çalışmak kadar dinlenmeni de görev bil, ihmal etme. Sağlığına eza etme, sağlığın bozulması kolaydır da onu elde etmek zordur.”

23. “Aşağılık insanlarla yakınlaşmaktan kaçın onlar ki, yapmacık sevgilerini gösterip içlerinde kötülüğü saklıdır. Onları hoşnut tuttuğun sürece sana sevgi duyarlar. Verimli olmaktan geri kalırsan sana zehirlerini akıtırlar.”

24. “Güzellik, giyinenlerin süslüğü ile oluşmaz, bilgi ve terbiye ile güzel olunur.”

25. “Biri sana sırtını çevirse üzülme, böylece dostunu düşmanını ayırt etmiş olursun.”


26. “Sakladığın bir sır senin esirindir. Açığa vurursan sen onun esiri olursun.”

27. “Düşünmeden konuşma, sonuna bakmadan iş yapma.”

28. “Hiçbir işte gereğinden fazla acele etme; dikkatli olanlar kendilerini zor duruma düşmekten korurlar.”

29. “Çok gülenin heybeti azalır.”

30. “Elden gitmeden değerini anlayamayacağımız iki şey vardır: sağlık ve gençlik.”

31. “Her şeyin zekatı vardır. Bedenin zekatı da oruçtur.”

32. “Dünyadakiler uykuda yol alan kervan ehline benzerler.”

33. “Eğrinin gölgesi de eğridir.”

34. “Kitapları değil , kitapların içindekileri kafanda topla.”

35. “Alim ölse de yaşar, cahil ise yaşarken ölür.”


36. “İnsanlarla öyle geçinki, öldüğünde düşmanların bile ağlasın.”

37. “Bir şey feda etmeden hiçbir şey kazanılmaz.”


38. “İlim servetten üstündür. Çünkü sen serveti korursun, ilim ise seni.”

39. “Bilerek yapılan az iş, bilmeyerek yapılan çok işten hayırlıdır.”


40. “Eğer ilim ümitle elde edilseydi, dünyadaki bütün insanlar alim olurdu.”

41. “Öfke korkunç bir ateştir. Onu bastıran ateşi söndürür, yapamayan yanıp gider.”

42. “Doğru her zaman yüce, yalancı her zaman aşağı ve cücedir.”

43. “Yoksula yardımı dilemeden yap. Sen onu el açmak zorunda bırakırsan verdiğin sadaka ile onun sadakadan daha değerli olan haysiyetini satın alırsın.”

44. “Adil ol, kudretin sürekli olsun.”

14 Ekim 2012 Pazar

ÖLEN KİŞİ NEREYE GİDECEĞİNİ GÖRÜR MÜ ?

ÖLEN KİŞİ NEREYE GİDECEĞİNİ GÖRÜR MÜ ?


Ölen kişi ölmeden önce gideceği yeri gördüğüne dair rivayetler vardır. Ancak bundan dolayı cesedinin ağırlaşacağına dair bir bilgi bilmiyoruz.

İnsanlar ölürken yanında bulunanları güçlükle tanır ve bazen de hiç tanıyamaz. Bunun sebebi ölüm anındaki insanın akli kuvvetinin zayıflaması olduğu sanılıyorsa da, o değildir. Belki hayattakilerin katiyen anlayamadıkları ve anlayamayacakları bazı şeylerin o durumdaki insana açılması ve onun bütün mevcudiyetinin kendi benliğine çekilmesidir. Ölmek üzere olan hastada görülen ve yanındakiler tarafından anlaşılmayan yüz ifadeleri ve bazı sözler bu deruni hal ile ilgilidir. Yani onun görüp yanındakilerin göremedikleri hal ile ilgilidir.

İbn Ebid – Dünyanın tahric ettiğine göre, sahabeden sonra gelen neslin (tabiun) meşhur fakihlerinden olan Ebu Cafer Muhammed b. Ali ölümü anında insana iyi ve kötü amellerinin gösterileceği ve o esnada insanın, iyiliklere yönelip kötülüklerden göz yumacağını söylemiştir. Kıya Süresindeki “O gün insan işlediği ve işlemediği (önden gönderdiği ve tehir ettiği) amellerle uyarılır. (Bütün amelleri kendisine haber verilir.) 1 ayetinin tefsirinde Hasanı Basri’nin şöyle dediğini Suyuti haber vermiştir: “Ölümü anında o kişinin hafaza melekleri iner ve ona hayır ve şer, bütün yaptıkları arz olunur. Bir iyilik görünce sevinerek bakar, ondan gözünü ayırmaz ve yüzü parlar. Bir kötülük görünce de gözünü indirir, bakmak istemez ve yüzünü ekşitir. 2

Resulullah (sav) in, ensardan ölüm döşeğindeki bir hastanın yanına varıp, nasıl olduğunu, neler gördüğünü sorması ve adamın da bir beyaz, biri siyah iki şeyin kendisine hazırlandığını söylemesi üzerine Resulullah (sav) hangisinin kendisine yakın olduğunu sorar. Adamın siyahın kendisine daha yakın olduğunu söyleyip kendisine dua etmesini ister. Bu istek üzerine Peygamberimiz (sav) adama dua eder ve adam bu duadan sonra siyahın uzaklaştığını haber verir ki 3 bu da son anda insana amellerinin gösterildiğine delildir. Çünkü adamın gördüğü siyah şey, kötü amelleri, beyaz da iyilikleridir.

Bera ibn Azib, Ahzab Süresinin: “Ona (Allaha) kavuşacakları gün onlara (müminlere) sağlık dileği, (her türlü kederden) selamettir. 4 ayeti hakkında şöyle demektedir: “Buradaki selam, ölüm meleğinin, müminin ruhunu kabzedeceği zaman ona verdiği selamdır ki, ölüm meleği ona selamla azabdan eman vermedikçe ruhunu kabzetmez.5 Ölüm meleği insanın ruhunu almaya gelince selam verir, sonra kendisine ahiretteki makamı gösterilir. İnsanlar kabir ve beka alemindeki durumlarını bu andan itibaren idrak ederler ki, Hz. Alinin: “Gideceği yeri bilmeden bir kimsenin bu dünyadan çıkması haramdır.” dediği rivayet edilmiştir.

Cabir b. Abdullahtan rivayet edilen bir hadisinde Peygamberimiz (sav) çölde yaşayan Araplardan birisinin Yunus Suresindeki: “Onlar için dünya hayatında da ahirette de müjdeler vardır.” 6 ayetini sorması üzerine, ayetteki ahiret müjdesinden kastın, müminin ölümü anında müjdelenmesi olduğunu belirtmiştir. 7

Hz. Ayşe validemizin rivayet ettiği hadisi şeriflerinde ise Peygamberimiz (sav), her kese ölüm zamanında makamının gösterileceğini, makamını görünce müminin Allaha kavuşmayı sevip isteyeceğini; kafirin ise bunu kerih göreceğini haber vermiştir. Peygamberimizin (sav) : “Kim Allaha kavuşmayı isterse (severse) Allah da ona kavuşmayı sever ve kim de Allaha kavuşmayı çirkin görür (hoşlanmazsa) Allah da ona kavuşmaktan hoşlanmaz.” buyurunca Hz. Ayşe: “Ya Resulallah hepimizde ölümü sevmeyiz.” dedi. Buyurdu ki: “O manada değil. Bu, kişinin ölüm zamanındandır ki, müminin can verme anında Allahın rahmeti, rızası ve cenneti ile müjdelendiği zaman Allaha kavuşmayı arzu eder ve Allah da ona kavuşmayı arzu eder. Kafir ise Allahın azabı ve gazabı ile müjdelendiği zaman, Allaha kavuşmaktan ve Allah da ona kavuşmaktan hoşlanmaz.” 8 Peygamberimiz (sav) yine Hz. Ayşenin rivayet ettiği diğer bir hadislerinde: “Hiçbir Peygamber ruhu cennetteki yerini görünceye kadar kabz olunmaz.” buyurmuştur ki, kendisinin son sözünün “refikul ala” olması da 9 cennetteki makamının kendisine gösterildiğine delildir.

Kuranı Kerim de insanların ölüm anında karşılaşacakları lütuf, müjde ve cezaya açık işaretler vardır. Bu, dünya hayatında iken takdim ettikleri amellere göre ve yaptıkları hayır ve şerlere göre olacaktır. “Ama ölüm, mukarrabundan (hayırda ileri geçeceklerinden) ise, artık onun için bir rahatlık, hoş rızık ve Naim Cenneti (nimetleri bitmez bir cennet) vardır.” 10 ayetindeki rahatlığın ölüm anında olacağı bildirilmektedir. “Ama ölü, inkar eden sapıklardan (mükezzibinden) ise ona da kaynar sudan bir ziyafet vardır.” 11 ayetindeki azab da ölüm anındandır ve ahirette de onu Cehennem azabı beklemektedir. 12 Tabiin müfessirlerinden olan Mücahid, Fussilet Süresindeki: “Gerçekten Rabbimiz Allahtır, deyip de sonra sebat gösterenler (ve salih amel işleyenler var ya), onların üzerine (ölüm anında); Korkmayın, mahzun olmayın, va’d olunduğunuz Cennetle müjdelenin, diye melekler inecektir.13 ayetinde bildirilen durumun, ölüm anında olduğunu söylemiştir. 14 Buradaki müjdenin, ölüm anında, kabirde ve kıyamette (ba’ste) korkunca olmak üzere üç yerde olduğunu söyleyen müfessirler vardır. 15

İşte bütün bunlar, ölüm anında iyilerden ve kurtuluş ehlinden olan müminlerin melekler tarafından rahmet ve müjdeyle karşılanacaklarının delilidir.

Kafirler ve vazifesini tam yapmamış olan müminlerin ise, melekler tarafından ölüm anında azapla müjdelenecekleri ve yerlerini görünce dünyaya dönüşü arzulayacakları Müminun Süresinde haber verilmektedir. 16

Böylece ölümü anında kişinin makamını görüp haz veya elem duyması ile nimet ve azapla başlar. 17 Artık o andan itibaren tevbe kapısı kapanır ve makamını gördükten sonra iman bile makbul olmaz. 18 Çünkü imanın değeri, ğayba iman edilmesi sebebiyledir. 19 Kuranı Kerim müminleri överken “ğayba iman edenler” diye vasıflandırmaktadır. Ahiretteki azabı gördükten sonraki iman, ğayba iman olmadığı için makbul değildir. Nitekim Firavn da son anında, boğulurken iman etmek istemiş, ama bu, Allah tarafından kabul edilmemeiştir. 20 Yunus Suresinde de azabı gördükten sonra iman ettik diyenlere imanlarının fayda vermeyeceği açıkça bildirilmektedir. 21

Can boğaza gelince yapılan tevbenin kabul edilmeyeceği ayeti kerimede şöyle ifade edilir: “O kimseler ki, kötü işlerde ısrar ederken onlardan birine ölüm gelip de hayattan ümidini kesince: “Ben şimdi tövbe ettim.” der, o kimseler için tövbe yok (tövbeleri makbul değildir). Kafir oldukları halde ölenlere de tövbe yok. İşte biz onlar için ahirette acıklı bir azab hazırlamışızdır.”22 Peygamberimiz de (sav) Abdullah b. Amr’dan rivayet edilen bir hadisinde: “Allah azze ve celle, kulun tövbesini can hulkuma gelmedikçe kabul eder.” buyurmuşlardır.23

Son nefesindeki iman yada küfrün makbul olup olmama hususu maturidiyye ile eşariyye arasında ihtilaftır. Ebu Mansur el-Maturidi ve ona tabi olanlar, son deminde kafir olsa bile iman üzere olan, halde mümindir. Veya son deminde imana gelse bile, küfür üzere olan halde kafirdir, deyip insanın son demindeki durumuna değil, hali hayattaki durumuna göre hüküm verilir. Ebul Hasen el – Eşari ve ona tabi olanlar ise hali hayattaki durumun değil son demindeki durumun önemli olduğunu ve kişinin ona göre hüküm giyeceğini savunmaktadırlar. 24

1- Kıyame, 75/13
2- Suyuti, Şerhus Sudur,
3- Aynı eser aynı yer
4- Ahzab, 33/44
5- Hasan el-Idvi
6- Suyuti
7- Yunus, 10/64
8- Suyuti
9- Buhari
10- Buhari
11- Vakıa 56/88-89
12- Vakıa 56/92-93
13- Suyuti
14- Fussilet, 41/30
15- Mucahid b. Cebr, Tefsirul Mucahid
16- Suyuti
17- Müminun 23/99-100
18- Nisa 4/97
19- er-Razi, Muhammed b. Ebi Bekr
20- Bakara 2/3
21- Yunus 10/90-92
22- Mümin 40/84-85
23- Nisa
24- İbn Mace

Ölümden Sonraki Hayat Doç. Dr. Süleyman Toprak

Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | Bluehost Coupons