11 Ocak 2013 Cuma

NASIL İYİ ANNE OLUNUR ?


NASIL İYİ ANNE OLUNUR ?


Prof. Dr. Sabiha Paktuna Keskin, çocuğunuzla nasıl iletişim kurabileceğinizi ve kendine güvenen bir çocuğun nasıl yetiştirileceğini anlatıyor...

Prof. Dr. Sabiha Paktuna Keskin, hem Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı, hem de Çocuk Nöroloji Uzmanı. Çocuklarla ‘Doğru’ İletişim konusunda yayınlanmış kitabıyla biz annelere yol gösteriyor.

Bu yazımızda, Anne çocuğuyla nasıl iletişim kurmalı? Anneler kendine güvenen bir çocuk yetiştirmek için neler yapmalı? İyi anne kime denir? sorularına Prof. Dr. Sabiha Paktuna Keskin'in verdiği yanıtlar yeralıyor.

İşte Prof. Dr. Sabiha Paktuna Keskin çocuklu hayatla ilgili önerilerinden bazıları…

    Çocuk davranışları durağan değil, dinamiktir. Yani belli bir yaşta belli bir şekilde davranan çocuk, bir diğer yaşta bambaşka davranır.
    Çocuğun içinde bulunduğu yaşa özgün gelişmeye uygun olarak davranış biçimi sürekli değişir.

    Davranışlardaki değişim yaş dönemine bağlı olarak, kendine özgü belli zaman aralıkları içinde olur.

    Çocuk, her gelişme aşamasının sonunda, bir sonraki aşamanın alt yapısını kazanmalıdır. Başka bir deyişle, bir sonraki döneme, bir sonraki dönemde doyuma ulaşmış olarak başlamalıdır.

    Bir önceki aşamanın gereksinimleri doyurulmadan, bir sonraki aşamaya geçen çocukta, çeşitli davranış sorunları ortaya çıkar.

    Harcı yetersiz tuğlanın, üstteki tüm tuğlaları olumsuz etkilemesi gibi, herhangi bir dönemdeki olumsuz deneyimler, çocuğun tüm yaşantısına olumsuz olarak yansır. 


    Kitap Önerisi
    Çocuklarla Doğru İletişim
    Sabiha Paktuna Keskin
    Boyut Yayın Grubu

    Boyut Kitapları’ndan çıkan “Çocuklarla ‘Doğru’ İletişim” adlı kitabı ise bir harika. Kitapta hem çocuğun doğumundan ergenlik çağına kadarki gelişim dönemlerinin özeliklerini tanıma fırsatı buluyorsunuz, hem de bizzat yaşanmış örneklerle kendinizi ve çocuğunuzla olan iletişiminizi sorgulama fırsatı.

    Çocuklarla Doğru İletişim kurmak aile içi mutluluğun temelidir. Çocuklarla Doğru İletişim kitabı mutlu bir yuvaya, mutlu bir çocuğa sahip olmak isteyen anne ve babalar için çok önemli bir başvuru kaynağı...

    Aile ve çocuk arasında köprü oluşturmayı amaçlayan Çocuklarla Doğru İletişim kitabı, çocuğun davranış dilini aileye tercüme ediyor, çocuğun anlaşılmasını kolaylaştırırken yanlış anlaşılmasının önüne geçmeye çalışıyor. 

Aile-çocuk ilişkisinde yılların heba edilmesini önlemeyi misyon edinen kitap, yetişkin davranışlarına da ayna tutmayı ihmal etmiyor.

10 Ocak 2013 Perşembe

BEBEĞİMİN ZEKASINI NASIL GELİŞTİREBİLİRİM YÖNTEMLERİ

BEBEĞİMİN ZEKASINI NASIL GELİŞTİREBİLİRİM YÖNTEMLERİ


Bebeklerin zekâsını geliştirmek mümkün!
Onunla göz göze gelmeye dikkat edin:
Yeni doğan bebeğinizin gözlerinin tamamen açık olduğu o kısa anları değerlendirerek bebeğinizin gözlerinin içine bakın. Size her baktığında, belleğini biraz daha oluşturmayı başaracaktır.

 Bebeğinizle sürekli konuşun: Alabileceğiniz tek karşılık, boş bir bakış olacak ama çocuğunuz konuşmaya istekli gibi göründüğü zamanlarda konuşmanıza kısa aralıklar vermeyi unutmayın. Kısa bir süre sonra, diyalogların ritmini ve boşlukları anlamaya başlayabilecektir.

Ona dil çıkarın:
Araştırmalar, yeni doğan bebeklerin daha iki günlükken bile basit yüz hareketlerini taklit edebildiklerini gösteriyor. Ayrıca unutmayın ki bebeğiniz, sizin değişen tonlarda sesler çıkararak yaptığınız sevimli bebek konuşmalarından büyük keyif alır.

Ayaklarını gıdıklayın:
Aslında, her yerini gıdıklayın. Espri anlayışını geliştirmenin ilk adımı gülmektir. Ayak parmaklarından çenesine kadar "Geliyor geliyor..." ya da "Seni yakalayacağım" oyunları oynayın.

Ona etrafı gezdirin:
Bebeğinizi pusetine koyarak ya da kucağınıza alarak yürüyüşlere çıkın. Yürürken ona etrafta olup biteni anlatmayı unutmayın. Çocuğunuza böylelikle sonsuz bir kelime hazinesi kazandırmış olursunuz.

Şarkı söyleyin: Öğrenebileceğiniz kadar fazla melodi öğrenin ve onlara bebeğinizle yaşadığınız günlük hayatınızdan sözler uydurun. Mesela bez değiştirme süresini bu anlamda en iyi şekilde kullanabilirsiniz. Bebeğinizin altını yavaşça değiştirin. Rutininizi anlayabilmesi ve yeni kelimelere aşina olabilmesi için o sırada neler yaptığınızı bebeğinize de anlatmayı deneyin.

Ona ipuçları verin:
"Sıcak olduğu için şimdi kapıyı açacağım" diyerek, ona neden-sonuç ilişkisini öğretmiş olursunuz.

Bebeğinizi şaşırtın: Her fırsat bulduğunuzda, hafifçe bebeğinizin yüzüne, koluna ya da göbeğine üfleyerek, onu sevindirin. Nefes verişinizi örnek olarak gösterin ve tepkisini, taklit etme çabasını izleyin.

Kitap okuyun:
Araştırmalar, sekiz aydan itibaren bebeklerin bir hikâyeyi iki ya da üç kez dinledikten sonra, içindeki kelimeleri öğrenmeye başladıklarını gösteriyor. Bu konu değerlendirilebilir.

Onunla oyun oynayın:
Saklanma ve bulunma maskaralıklarınız bebeğinize birkaç gülücükten daha fazlasını katar. Bebeğiniz böylelikle objelerin kaybolabileceğini ama sonra yine geri gelebileceğini öğrenir.

Yerdekileri toplayın: Bebeğiniz durmaksızın mama sandalyesinden aşağı bir şeyler atıyor ve siz de artık deliye dönmeye başladıysanız unutmayın, yalnızca yerçekimi kanununu öğreniyor.

Engelli bir yol hazırlayın:
Koltuk minderlerini, yastıkları, oyuncakları yere serpiştirin ve bebeğinize bunların nasıl üstünden ya da altından emekleyerek geçebileceğini gösterin. Böylelikle motor becerilerinin gelişmesine katkı sağlamış olursunuz.

"Yakalamaca" oyunu oynayın: Bazen hızlanıp bazen yavaşlayarak evin içinde dizlerinizin üstünde gezinin ve sizi takip etmesini sağlayın.

Onu taklit edin: Bebeğiniz büyüdükçe, yaptığı her şeyi sizin de tekrarlayıp tekrarlayamadığınızı görmek için garip sesler çıkarmak, geriye doğru emeklemek ya da gülmek gibi aktivitelerle tüm yaratıcılığını sergileyecek. Komik suratlar da yapın.

Her şeyi saymayı ihmal etmeyin:
Yüksek sesle saymayı alışkanlık haline getirirseniz, kısa süre sonra o da size eşlik etmeye başlayacaktır.

Televizyonu kapatın:
Televizyonun ne kadar eğitici ya da beynini uyarıcı olabileceği önemli değil; bebeğinizin her şeyden çok birebir etkileşime ihtiyacı var.

Hafıza oyunları oynayın:
Bebeğinizin hayatında önemli olan insanların fotoğraflarını çekin ve her birinden iki kopya çıkartın. Elinizde birbirine eşlenebilir bir dizi oyun kâğıdınız olmuş olacak. Hepsini açık biçimde yere yerleştirin ve birbiriyle aynı olanları eşleştirmesine yardımcı olun. Bebeğiniz büyüdükçe, oyunu fotoğrafları ters biçimde yere koyarak geliştirebilirsiniz.

Ona görev verin: Küçük çocuklar, çamaşır makinesine konacak siyahları ve beyazları ayırmak gibi küçük işleri kolaylıkla yapabilirler.

Harflere yoğunlaşın:
Öğretici olmaya çalışmaksızın, belli bir süre bir harfi vurgulayacak şekilde konuşmaya çalışın. Örneğin; bir hafta süreyle, kahramanının adının A harfi ile başladığı kitaplar seçin. Ya da masadaki yiyeceklerden bahsederken aynı harflerle başlayanları arka arkaya söyleyin.

Aynı oyuncaklarla oynamasını sağlayın:
Bir kutunun içine bebeğinizin artık yüzüne bakmamaya başladığı, oynamaktan sıkıldığı oyuncakları yerleştirin. Bir süre sonra onlarla nasıl daha başka oyunlar oynadıklarını görmek sizi de onu da şaşırtacaktır.

9 Ocak 2013 Çarşamba

ÇOCUKLARDA OYUN ZEKA GELİŞTİRİR Mİ NASIL YAPILMALI ?

ÇOCUKLARDA OYUN ZEKA GELİŞTİRİR Mİ NASIL YAPILMALI ?


Dokuz ay boyunca uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra, dünyaya gözlerini açan bebek Allah Teâlâ'nın fıtratına yerleştirdiği bir kuvvetle çevresinde olup bitenleri izlemeye başlar. 

Tabi ki bu izleme ve tanıma ona verilen duyu organları aracılığıyla olur. Etrafında bulunan her nesne, onun için uyarıcı ve öğretici niteliktedir. Allah'ın izniyle süratle geliştiği ve değiştiği ilk yıllarda oyun ve oyuncaklar, bebeğinizin tüm zamanını alır.

 Özellikle 0-6 yaş gurubu çocukların bedensel (küçük ve büyük motor),zihinsel, duygusal ve sosyal gelişimlerinde oyun ve oyuncakların çok büyük önemi ve rolü vardır. 


Çocuklar için oyun, ciddi bir uğraşma, günlük bir nevi çalışmadır. Özellikle duygusal ve bedensel gelişim açısından, en doğal, en basit ve en etkili öğrenme ortamı, oyun sırasında oluşmaktadır.

Oyun zekâyı geliştirir
Daha önce de söylediğimiz gibi çocuğun sağlıklı bir şekilde büyümesi ve gelişmesinde; sevgi kadar, ilgi kadar oyun ve oyuncağında rolü çok büyüktür. Malesef çoğu anne ve babalar çocuğun dünyasında oyun ve oyuncağa önem vermemekte, 


hatta bu konuyu baştan savarak gale bile almamaktadırlar. Hatta çoğu anne ve babalar, özellikle oyuncağı çocuğu oyalayan ve kendilerinin rahat etmesini sağlayan bir unsur olarak görmektedirler. 

Peki, oyun çocuğun zekâsını nasıl geliştirir?

1- Çocuk oyun oynarken çok mutlu olur. Unutmayın ki insan sevinçliyken bilinçaltı en yüksek derecede çalışır.

2- Oyun, çocuğun hayal gücünü geliştirir, düşünmeyi ve keşfetmeyi öğrenir.

3- Oyun çocuğun kendisine güven kazanmasını ve sosyalleşmesini sağlar.

4- Oyun çocuğun işbirliği yapmasını, paylaşmasını ve sorumluluk almasını sağlayarak sosyal gelişimine fayda sağlar.

5- Oyun oynayan çocuk, kendi duygularını ve karşısındaki çocukların duygularını tanır.

6- Oyun, çocuğun kas gelişiminin tamamlanmasına ve daha sağlıklı olmasına neden olur.

7- Oyun, çocuğun algılamasına, öğrenmesine, öğrendiklerini aklında tutmasına, hatırlamasına ve mantık yürütüp problem çözmesine fayda sağlar.

8- Oyun, bir yandan çocuk için eğlenceli anlar yaşatırken, diğer yandan da etkili bir eğitim görevi üstlenir.

9- Oyun malzemeleri ile çocuk vücudunu ve zekâsını ve de şahsiyetini geliştirir. Fazla olan enerjisini sarf ederek, istikbalde kendisine gerekli olacak beceri ve özellikleri artırır.

Oyun: Renkleri hatırlama oyunu

Amaç: Çocuğun renkleri hatırlamasını sağlamak...

Yaş: 3-6

Malzeme: Boya kalemleri ve kağıt

Kişi sayısı: 2

Boya kalemleri arasından kendinize bir renk seçin. Bu renkle kâğıdın üzerine istediğiniz şekilleri çizin. Yaptığınız bu çizimleri çocuğa gösterin ve kâğıdı ortadan kaldırın. Şimdi çocuğa aynı renkte kalemi bulup kendi çizimlerini yapmasını isteyin. Bu oyunu diğer renklerle sürdürebilirsiniz.

Oyun: Renk avı

Amaç: Çocuğun renkleri tanımasını sağlamak...

Yaş: 3-6

Malzeme: Kâğıt, boya kalemleri, evdeki eşyalar.

Kişi Sayısı: 2

Boya kalemleriyle kâğıda kırmızı, mavi, yeşil ve sarı renklerde şekiller çizerek renklerin isimlerini söyleyin. Çocuktan renklerin isimlerini tekrar etmesini isteyin. Evin odasındaki eşyaların sadece renklerini söyleyerek çocuktan sizin için söylediğiniz renkteki eşyaları bulmasını isteyin.

Örneğin; Bana bu odada (...) renkte neler olduğunu söyler misin?

Benim eteğim ya da pantolonum ne renk? Bu odada benim eteğimle ya da pantolonumla aynı renkte eşya var mı? Hangisi?

Senin üzerindeki giysiler ne renk? Odada senin üzerindeki giysiler ile aynı renk başka ne var? Soruları bu şekilde çoğaltıp sorabilirsiniz.

Oyun: Nesnelerin şeklini hatırlama

Amaç: Çocuğun nesnelerin şeklini hatırlamasını sağlamak...

Yaş: 3-6

Kişi Sayısı: 2

Kitap, cetvel, ip, bardak, tabak gibi çizmesi kolay nesneleri çocuğun önüne koyun. Sonra bu eşyaları çocuğun önünden kaldırın bir torbaya koyun. Çocuğunuzdan hatırladıklarını çizmesini isteyin. Şimdi sıra sizde... Çocuk istediği eşyaları sizin önünüze koysun. Sonra torbaya koysun. Sizden hatırladıklarınızı çizmesini istesin. Oyunu bu şekilde sürdürebilirsiniz.

Çocuklarınızla oyun oynayın!

Bedensel olarak yaratılan her insan Allah'ın izniyle belirli bir gelişim gösterir. İnsan bedeninde temel olarak iki kas grubu vardır. 


Büyük ve küçük kas grubu. Büyük kaslar gövdemizde, kollarımızda ve bacaklarımızda bulunur. Küçük kaslar ise parmaklarımızda bulunan kaslardır. Küçük kaslarımızla daha ince işleri yaparız. 

Bedensel gelişim için her iki kas grubunu da, oyun oynarken ve evde aldıkları küçük sorumluluklarla geliştirirler. Onun için lütfen, çocuklarınızın oyunlarını destekleyiniz.

Onlarla mutlaka oyun oynayınız ve unutmayınız ki, onların size çok ihtiyacı var. Bugün size 3-6 yaş arasında ki çocuklarınızla oynayabileceğiniz oyunlar hazırladık hadi bakalım çocuklaşma zamanı!

8 Ocak 2013 Salı

ÇOCUKLAR İÇİN EĞİTİCİ ÖĞRETİCİ OYUN FİKİRLERİ

ÇOCUKLAR İÇİN EĞİTİCİ ÖĞRETİCİ OYUN FİKİRLERİ


Bükük dudaklar, ağlamaklı titrek bir ses, çatık kaşlar ve bunu takip eden “Anne, canım çok sıkılıyor, bir şeyler yapalıııım!” nidası.

Çok tanıdık geldi değil mi? İçimiz burkularak “Ne yapsam da sıkıntısını gidersem?” diye evin içinde dört döndüğümüz çok oluyor yanılıyor muyum?

İŞTE SİZE HARİKA BİR FİKİR!

Hazırlanın, ona İngilizce renkleri öğretiyoruz:

Evde bulunan renkli karton, elişi kağıdı, renkli kalem, kıyafet vb. üzerinde renkleri gösterebileceğiniz eşyalar seçin. Bunlar arasından 5 ile 9 arası renk seçin. Çocuğunuz Türkçe renkleri zaten biliyor olmalı, bu sizin en büyük destekçiniz olacak. Unutmayın, bu öğrendiği kelimeler başka bir dile ait. Bu farkı ona mutlaka gösterin. Gösterin ki ana dili, yani öğrendiği her ayrıntının anlamlanmasına kaynak teşkil edecek en önemli cevheri zarar görmesin.

Sırayla renkleri gösterin ve Türkçe sorun “Bu ne renk?”. Diyecek ki “kırmızııııı”. Onu yeni bir şey öğrenmesi için hazırlayın. Merak uyandırmak etkili bir öğrenme için birinci şart. Mesela deyin ki:

“Kırmızı İngilizce’de nasıl söyleniyor? Biliyor musun?”
“Hayııır”
“Ben öğrendim nasıl söylediklerini”
“Nasııııııııl?
“Red”
“Red?”
“Evet “red”
“Hatta başka renkleri de öğrendim. Mesela sarı “yellow”
“Yellow”
“Evet yellow”


Bu araya minicik bir tekerleme sığdırıp biraz bu iki rengin söylenişini tekrar ettirebilirsiniz. “Red lorry, yellow lorry” Bu tekerlemeyi peş peşe hızlı bir şekilde söylemesini isteyin. Başta dili dolanacak, ama bu sizin eğlenceniz olacak. Ona katılmayı, siz de tekrarlamayı unutmayın. Hata yaptığınızda gülmeyi de. Bu ona hatalarından korkmamayı ve başarmak için daha çok denemesi gerektiğini öğretecektir. Hatalar öğrenme sürecinin doğal bir ürünüdür unutmayın.

Bu eğlenceli tekerleme arasından sonra diğer renkleri de öğrenmek için heyecanlanacaktır.

ŞİMDİ OYUN ZAMANI!

Seçtiğiniz bütün renkleri öğrettikten sonra bunların çocuğunuzun hafızasına iyice yerleştirmenin vakti geldi. Evde bir çocuk varken renkli boya kalemlerinin ve resim kağıtlarının olmaması imkansız. Bir resim kağıdını seçtiğiniz renklerin iki katı kadar eşit parçaya ayırın. Her renkten iki adet olacak şekilde çocuğunuzla beraber boyayın. Boyarken de renklerin isimlerini tekrar edin.

Bu keyifli boyamadan sonra oyun kartlarınız hazır. Hazırladığınız renkli kartları karıştırın ters çevirerek masaya dizin. Hepimizin bildiği “Eşini bul” oyununu oynayın. Açtığı her kartın üzerindeki rengi mutlaka söylemesini isteyin. Bu oyununuzun bir kuralı olsun. Bütün renkler eşleşene kadar oynamaya devam edin.

Çocuğunuz eğlenerek renkleri öğrendi bile. Unutmamanız gereken en önemli noktalardan bir diğeri de öğrendiklerinin ilerleyen zamanlarda tekrar edilmesi. Resim yaparken öğrendiği renklerin isimlerini “Geçen gün biz hangi İngilizce renkleri öğrenmiştik, unuttum bana hatırlatır mısın?” diyerek sorabilirsiniz. Eğer böyle sorarsanız test edildiğini değil, bilen bir kişi olarak ona danıştığınızı düşünecektir. Bu da ona özgüven kazandıracaktır.

7 Ocak 2013 Pazartesi

ÇOCUĞUMUN DİKKAT EKSİKLİĞİ VAR NE YAPMALIYIM ?


ÇOCUĞUMUN DİKKAT EKSİKLİĞİ VAR NE YAPMALIYIM ?


Dikkat eksikliği olan çocuklar, okulda, öğrenmede sorun yaşayabiliyor. Bunları çözmek mümkün. Yapılması gereken bu çocukların özel bir durumları olduğunu kabul etmek ve anne-baba ve öğretmen olarak bu duruma uygun davranmak. 

Aşağıdaki 50 kural öğretmenlere dikkat eksikliği olan çocuklara derslerde nasıl yardımcı olabileceklerini gösteriyor.

Bu kuralları anne babalar olarak bizler de okula destek olmak ve çocukların evdeki öğrenme süreçlerini hızlandırmak için kullanabiliriz.

1. Her şeyden önce, öğrencinizin yaşadığı sorunun, dikkat eksikliği olduğundan emin olmalısınız. Teşhis koymak doğal olarak öğretmenlerin işi değildir ancak bu konuda anne babayı yönlendirebilirsiniz. Çocuğa iyi ve doğru bir teşhis konulduğundan emin olana kadar da soru sormaya devam etmelisiniz. Bütün bu aşamalar sizin sorumluluğunuz değildir: ancak anne babaya destek olabilirsiniz. 

2. Size yardımcı olabilecek kaynakları harekete geçirin. Eğer sınıfınızda birden fazla dikkat eksikliği olan çocuk varsa çok yorulursunuz. Okulun ve anne babaların desteğini isteyin. Bir sorun ortaya çıktığında danışabileceğiniz, bu konuda bilgili bir profesyonelle - psikiyatrist, psikolojik danışman, okul psikoloğu, çocuk doktoru - işbirliği yapmalısınız. Bu konuda size yardımcı olacak kişinin ünvanı değil, bu konuda ne kadar bilgisi olduğu, dikkat eksikliği olan kaç çocukla ilgilendiği ve sade, öz konuşabilmesi önemlidir. Anne baba ile sürekli iletişim kurarak onların da aynı hedefler için çalışmasını sağlamalısınız.

3. Kaldırabileceğiniz yükün sınırlarını bilin. Yardım istemekten çekinmeyin. Bir öğretmen olarak bu konuda uzman olmanız beklenemez. 

4. Çocuğun kendisine, ona nasıl yardımcı olabileceğinizi sorun. Dikkat eksikliği olan çocukların sezgileri genellikle çok gelişmiştir. Eğer nasıl daha iyi öğrenebilecekleri kendilerine sorulursa bunu anlatmaktan çekinmezler; ama bu bilgiyi gönüllü olarak anlatmaktan çekinirler çünkü anlatacakları yöntem genellikle sıra dışıdır. Bu yüzden öğrencinizle baş başa oturun ve nasıl daha iyi öğrenebileceği konusunda onun fikirlerini öğrenin. Bir çocuğun en iyi ve kolay nasıl öğrenebileceği konusundaki en büyük "uzman" yine kendisidir ama ne yazık ki çoğu zaman fikirleri ya duymazdan gelinir ya da hiç sorulmaz. 

5. Öğrenmenin duygusal yönünü göz ardı etmeyin. Bu çocuklar sınıftaki faaliyetlerin eğlendirici yönünü bulmak, başarısızlık ya da beceriksizlik yerine başarılı olmanın tadına varmak, korku ya da sıkıntı yerine heyecan yaşamak ihtiyacındadırlar. Sınıftayken çocuğun yaşamakta olduğu duyguları gözlem altında tutmak gereklidir.

6. Dikkat eksikliği olan öğrenciler düzenli ortamlara ihtiyaç duyarlar. Kendi başlarına iç dünyalarını düzenleyemedikleri için dış dünyalarının başkaları tarafından düzenlenmiş olmasını gereksinirler. Listeler yapın. Ne yapacaklarını unutan ya da bilemeyen çocuklar bu listeleri çok faydalı bulacaklardır. Onların hatırlatılmaya; prova yapmaya; tekrar yapmaya; yönlendirilmeye; sınırlar konulmasına ve düzene, ihtiyaçları vardır.

7. Kuralları yazın ve her dakika göz önünde olacağı bir yere asın. Çocuklar kendilerinden ne beklendiğinden emin olduklarında, çevrelerindeki kişilere daha fazla güven duyacaklardır. 

8. İşlerin nasıl yapılması gerektiğini tekrarlayın, yazın, söyleyin, tekrar tekrarlayın. Dikkat eksikliği olan kişiler direktifleri bir kereden fazla duymak ihtiyacındadırlar.

9. Sürekli göz göze gelmeye çalışın. Dikkat eksikliği olan bir öğrenci ile göz göze gelerek, onu "daldığı alemden" geri getirebilirsiniz. Sık sık tekrarlayın. 

10. Dikkat eksikliği olan öğrencinizi size en yakın noktaya oturtun. Böylece dalıp gitmeye meyilli öğrencinizin dikkatini her an üzerinizde tutabilirsiniz.

11. Sınırlar koymaktan çekinmeyin. Sınırlar çocuklara ceza vermek için değil onları rahatlattığı ve çevrelerine güven duymalarını sağladığı için konur. Sınır koymayı sık sık, sizden beklediği gibi, vaktinde ve yalın bir biçimde yapmaya çalışmalısınız.

12. Önceden belirlenmiş bir programa dakik bir biçimde sadık kalmasını sağlayın. Bu programı tahtaya ya da öğrencinin sırasına yapıştırabilir ve sık sık bakması için uyarabilirsiniz. Eğer programda bir değişiklik yapmak durumunda kalırsanız ki öğretmenler bundan pek hoşlanırlar; öğrencinizi uyarın ve hazırlayın. Dikkat eksikliği olan çocuklar için haber verilmemiş bir değişime uymak çok zordur. Değişiklikleri uzun zaman önceden haber vermeyi ihmal etmemelisiniz. 

13. Okul sonrasında yapması gerekenleri yazması için yardımcı olun. Böylece, dikkat eksikliği olan çocukların en büyük özelliklerinden birinin önünü alabilirsiniz: ERTELEME.

14. Mümkünse, belli bir zaman içinde bitirilmesi gereken sınavlar yapmayın. Sınavlara zaman koymanın eğitsel bir değeri zaten yoktur ve belirli bir zaman içinde bitirilmesi gereken sınavlar dikkat eksikliği olan çocuklara bildiklerini gösterme fırsatı vermez.

15. Dikkat eksikliği olan öğrencinizin arada bir sınıftan çıkmasını sağlayarak - sınıf dışında bir iş yaratarak- bir emniyet sübabı oluşturun: Eğer, bunu sınıfın kuralları içine oturtabilirseniz o zaman çocuğa sınıfta kalıp "kendini kaybetmek" yerine; bir şans vermiş olursunuz ve aynı zamanda da kendini izleme ve kontrol etmeyi öğretirsiniz. 

16. Ödevleri kontrol ederken, miktardan çok ödevin kalitesine bakın. Dikkat eksikliği olan çocuklar genellikle omuzlarına fazla yük alamazlar. Öğrenmeye devam ettikleri sürece buna izin verilmelidir. Diğer çocuklar kadar çok bilgi öğrenebilirler ama kimi zaman onların yapabileceği kadar ödev yapamazlar. 

17. Çocuğun neler öğrendiğini sık sık kontrol edin. Dikkat eksikliği olan çocuklar için bu tür kontroller çok yararlıdır; çalışmaya devam eder, kendilerinden neler beklendiğini bilir, hedeflerine ulaşıp ulaşmadıklarını gözlemleyebilir ve cesaretlenirler. 

18. Büyük projeleri, küçük ve bitirilmesi kolay parçalara bölün. Bu kural, Dikkat eksikliği olan çocukların öğrenimlerindeki en hayati kuraldır. Büyük projeler Dikkat eksikliği olan öğrencileri hemen yıldırır ve "Ben- bunu- bitirmeyi -asla- başaramam" demelerine neden olur. Oysa büyük bir işi kolayca başarılabilir küçük parçalara bölmek, onları ürkütmeyecektir. Bu çocuklar genellikle sandıklarından daha fazlasını başarabilirler. Öğretmen böylece çocuğa kendini kendine ispatlayabilmesi için yardımcı olur. Özellikle küçük çocuklarda bu yöntem, başarısızlık korkusuna kapılan çocukların yaşadıkları öfke nöbetlerinin de önüne geçer. Daha büyük çocuklarda ise genellikle yerleşmiş olan, yenilgiyi baştan kabullenmek olgusunun önüne geçer.

19. Sınıfta şakacı, alışılmışın dışında, neşeli biri olmaya çalışmalısınız. Dikkat eksikliği olan çocuklar, eğlenceye bayılırlar ve hemen katılırlar. Bu da dikkatlerini toplamalarına neden olur- hem çocuğun hem de sizin. "Tedavileri" sırasındaki hayatları baştan sona düzen, program, listeler ve kurallar gibi sıkıcı şeylerle doludur. Oysa siz Dikkat eksikliği olan öğrencilerinize; bunları uygulamak için sizin sıkıcı bir öğretmen ya da onların sıkıcı öğrenciler olmasının şart olmadığını göstermelisiniz. Arada bir biraz neşe ölçüsünü kaçırabilirseniz bunun çok yardımı olduğunu göreceksiniz.

20. Bu arada çocukları fazla heyecanlandırmaktan da kaçınmalısınız. Unutmamalısınız ki Dikkat eksikliği olan çocuklar kaynamakta olan süt tenceresine benzerler, kaşla göz arasında taşarlar. Ateşi hemen söndürebilmek için sütten gözünüzü ayırmamak gerekir. 

21. Çocuğun başarılarını yakalamak ve övmek için hep tetikte olun. Dikkat eksikliği olan çocuklar, o kadar fazla başarısızlık yaşarlar ki, verebileceğiniz her türlü olumlu tepkiye ihtiyaçları vardır. Göz ardı edilmemesi gereken diğer bir nokta da; bu öğrencilerin övgüye çok olumlu tepki verdikleridir. Cesarete, çok ama çok ihtiyaçları vardır. Sanki övgüyle büyür ve gelişirler. Övgü almadıkları durumda siner ve içlerine kapanırlar. Dikkat Eksikliğinin en fazla zarar verdiği alan, çocuğun kendine olan güvenidir. Onun için bu çocukları övgü ve cesaretle beslemeyi unutmayın.

22. Dikkat eksikliği olan çocukların en büyük sorunu hatırlayamamaktır. Hatırlamalarına yardımcı olabilmek için onlara küçük hileler öğretin. Öğrenme zorluğu yaşayan çocuklar alanındaki çalışmaları ile en önemli uzmanlardan biri olan Dr.Mel Levine, Dikkat eksikliğiolan çocukların "canlı hafıza" ya da başka bir deyişle: hafıza sofrasındaki mevcut yer konusunda sorunlar yaşadığını belirtmektedir. Aklınıza gelebilecek her türlü hile - ipuçları, kafiyeler, kodlar ve benzerleri- hafızanın geliştirilmesine yardımcı olacaktır. 

23. Öğretirken konu başlıklarını kullanın, ana fikir çıkarmayı öğretin. Bu konular dikkat eksikliği olan çocuklar tarafında kolay öğrenilmezler ancak bir kez öğrendiler mi öğrendiklerini şekillendirebilirler. Bu yöntem, çocuğa öğrenmeyi başardığı bilgilerin gerekli olduğu duygusunu da aşılayacaktır. Çünkü genellikle öğrendiklerinin gereksiz, hiç kullanmayacakları bilgiler olduğu yönünde inançları vardır. 

24. Neler söyleyeceğinizi söylemeden önce anons edin, sonra söylemek istediğinizi söyleyin. Dikkat eksikliği olan çocukların çoğu daha ziyade duyduklarını değil gördüklerini daha çabuk öğrendikleri için; eğer söylemekte olduğunuzu tahtaya da yazarsanız çok yardımcı olursunuz. Bu tür bir eğitim, bilgileri hiç silinmeyecek şekilde çocukların akıllarına kaydedecektir. 

25. Talimatlarınızı basitleştirin. Seçilecek şıkları basitleştirin. Zamanlamayı basitleştirin. Basit cümleleri kavramak daha kolaydır. Ama renkli cümleler kullanın, renkli bir dil dikkat toplamaya yardımcı olur.

26. Çocukların kendilerini değerlendirebilmeleri için onlara yardımcı olun. Dikkat eksikliği olan çocuklar kendilerini değerlendiremezler. Çoğu zaman nasıl davrandıklarının ya da bulundukları noktaya nasıl geldiklerinin farkında değildirler. Onlara bu bilgiyi yapıcı bir tavırla aktarın. Şöyle sorular sorabilirsiniz; "Şimdi ne yaptığının farkında mısın?","Bunu başka bir şekilde söyleyebileceğini biliyor musun?" ya da "Sen öyle dediğinde, arkadaşının neden üzüldüğünü biliyor musun?" Kendi kendini tanımasına yardımcı olacak sorular sormayı denemelisiniz. 

27. Ondan beklediklerinize açıklık kazandırın

28. Davranışların yönlendirilmesini sağlamak için daha büyük çocuklarda puanlama sistemi ve daha küçük çocuklarda ödüllendirme sistemi geliştirin. Dikkat eksikliği olan çocuklar için ödül almak ya da saptanan hedeflere ulaşmak çok önemlidir. 

29. Eğer çocuk sosyal işaretlerden - vücut dili, ses tonu, zamanlama ve benzerleri- anlamıyorsa; o zaman tedbirli bir şekilde bunları anlamayı ona öğretmelisiniz. Örneğin; "Sen kendi hikayeni anlatmadan önce arkadaşınınkini bir dinle bakalım" ya da "Karşındaki ile konuşurken onun gözlerine bakmaya çalışmalısın". Dikkat eksikliği olan çocukların çoğunluğu bencil ya da farklı olarak damgalanırlar ama onlarda eksik olan başkaları ile düzeyli iletişim kurma becerisidir. Bu beceri çocuklarda doğuştan olmaz ama öğretilebilir ya da yönlendirilebilir. 

30. Sınav tamamlamayı öğretin.

31. İşleri oyun şekline getirin.

32. Çocukları çifter ya da üçer gruplar halinde ayırın. Birlikte çalışabilecek grup şeklini bulana kadar denemekten vazgeçmeyin.

33. Grubuna bağlı kalmasına dikkat edin. Dikkat eksikliği olan çocuklar bir gruba ait olmak ve işlev sahibi olmak ihtiyacı duyarlar. Yapacak bir işleri olduğu sürece, yaptıkları işe odaklanırlar ve hayale dalmazlar. 

34. Olanak buldukça çocuğa sorumluluğunu verin. Sırt çantasını nereye koyması gerektiğini hatırlayabilmesi için kendi kendine bir yöntem bulmasını sağlayın. Nelere ihtiyacı olduğunu ona dikte etmek yerine sizden yardım istemesini bekleyin.

35. Evden-okula-eve bir ödev defteri tutturun. Bu yöntem ev ile okul arasında sürekli bir iletişim sağlanması için en geçerli yöntemdir. 

36. Günlük karne sistemi geliştirin. Çocuk küçükse karne eve gitmeli daha büyükse direkt olarak çocuğa okunmalıdır. Günlük karne disiplin amaçlı değil ama cesaret verici olmalıdır. 

37. Alarmı olan saatler, çocuğun kendini zamanlaması için çok yardımcıdır. Örneğin; ilacını almayı hatırlayamayan bir çocuk eğer alarmlı bir kol saati takarsa ya da çalışma saatinde masasına bir saat konursa, zamanın nereye gittiğini görmesi çok yararlı olacaktır. 

38. Dikkat eksikliği olan çocuklar, neler olacağını önceden bilmek ve kendilerini hazırlamak ihtiyacındadırlar. Eğer aniden ne yapmalarını gerektiğini bilmedikleri bir zaman dilimi ile karşı karşıya kalırlarsa süt tenceresi kaynayıp taşacaktır. 

39. Övün, sırt sıvazlayın, onaylayın, cesaret verin, umutlandırın.

40. Daha büyük çocuklara, öğrendiklerini daha sonra hatırlayabilmek için küçük notlar yazmalarını önerin. Notlara yalnızca kendilerine söylenenleri değil kendi düşüncelerini de eklemeleri yararlı olur. Bu yöntem söylenenleri daha dikkatli dinlemelerine neden olacaktır. 

41. Dikkat eksikliği olan çocukların çoğu el yazısıyla yazı yazmakta zorlanırlar. Bu yeteneklerini geliştirebilmeleri için alternatifler yaratın. Örneğin daktilo yazmayı öğrenmesini önerin ya da yazılı sınav yerine sözlü sınav yapın. 

42. Bir senfoniyi yöneten bir orkestra şefi gibi davranın. Orkestranın senfoni başlamadan önce dikkatini toplamasını sağlayın. (Bunun için sessizlik ya da el çırpma yöntemini kullanabilirsiniz) Sınıfın değişik bölümlerine elinizle sinyaller vererek notaları zamanında çalmalarını sağlayın. 

43. Olanak buldukça, birlikte çalışabilmeleri için onları her ders için bir çalışma arkadaşı seçmeye ve telefon numarasını yazmaya teşvik edin. 

44. Çocuğun arkadaşları tarafından damgalanmasını önlemek için, sınıf arkadaşlarına durumu açıklayın ve normal davranmalarını sağlayın.

45. Anne babayla sık sık görüşün. Onlarla yalnızca sorun ortaya çıktığında görüşmekten kaçının.

46. Evde yüksek sesle kitap okumasını önerin. Sınıfta, olanak buldukça yüksek sesle okuyun. Çocuğun tek bir konu üzerinde odaklanma alışkanlığı kazanmasına yardımcı olun. 

47. Tekrarlayın, tekrarlayın, tekrarlayın.

48. Hem çocuk hem yetişkin Dikkat eksikliği tedavisinde en etkili yöntem; bol miktarda spor yapmaktır. Sportif faaliyetler, enerjinin fazlasını kullanmayı, dikkati tek bir noktaya yoğunlaştırmayı ve hormonların ve beyin hücrelerinin uyarılmasını sağlar. Basketbol, voleybol ya da futbol gibi takım sporlarını ya da yüzme, ip atlama ve koşma gibi kişisel spor faaliyetlerini teşvik edin. 

49. Büyük çocuklarla, sınıfa girmeden önce, öğretilecek konuları tartışmak; stres faktörünü azaltacaktır. 

50. Her an kıvılcımları yakalamaya hazır olun. Dikkat eksikliği olan çocuklar göründüklerinden daha yetenekli ve beceriklidirler. Yaratıcı güçleri, espri yetenekleri, neşeleri ve kavrama kapasiteleri sınırsızdır. Gayet esnektirler. Yardımsever ve şefkatlidirler. İçinde bulundukları ortama, kendilerinde var olan "o özel kıvılcım" sayesinde hayat katarlar. Unutmayın, her gürültünün içinde bir melodi ve yazılması gereken bir senfoni vardır.

Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | Bluehost Coupons